ATATÜRK HATIRALARI - 1

DomainSiz.com || Sizsiz ASLA!!!

Sizlere gerçekten gözlerimi dolduran bir Atamız hatırası sunmak istiyorum. Bu öyle bir yaşanmış öykü ki yazının en sonundaki büyük harflerle yazılı sonuçtan bile daha önemli sonuçlar taşımaktadır. Örneğin; Bir üst düzey insan veya yönetici olmanız, sizi insan yapmaz.

insanlık her ne koşulda olursa olsun adabını bilmekten geçer. Adap bilmeyenin arından da namusundan da şüphe duyarım. Şimdi durun düşünün. Tarafında olun veya olmayın. Nerde tayyip erdoğan, Nerde MUSTAFA KEMAL ATATÜRK. İnsanlıktan nasibiniz almadıysanız bir durup düşünün bizim dinimiz neler buyuruyor.

Gazi, çiftliğinde dolaşıp hava alırken oldukça yaşlı bir kadına rastladı.
Atatürk attan inerek bu ihtiyar kadının yanına sokuldu.
-Merhaba nine.
Kadın Ata’nın yüzüne bakarak hafif bir sesle;
-Merhaba dedi.
-Nereden gelip nereye gidiyorsun?
Kadın şöle bir duraklayıp,
-Neden sordun ki, dedi. Buraların sahabisi misin? Yoksa bekçisi mi?
Paşa gülümsedi.
-Ne sahibiyim ne de bekçisiyim nine. Bu topraklar Türk milletinin malıdır.
Buranın bekçisi de Türk milletinin kendisidir. Şimdi nereden gelip nereye
gittiğini söyleyecek misin? Kadın başını salladı.
-Tabii söyleyeceðim, ben Sincan’ın köylerindenim bey, otun güç bittiği,
atın geç yetişdiği, kavruk köylerinden birindeyim. Bizim muhtar bana
bilet aldı trene bindirdi, kodum Angara’ya geldim.
-Muhtar niçin Ankara’ya gönderdi seni?
-Gazi Paşamızı görmem için. Başını pek ağrıttım da… Benim iki oğlum
gavur harbinde şehit düştü. Memleketi gavurdan kurtaran kişiyi bir kez
görmeden ölmeyeyim diye hep dua ettim durdum. Rüyalarıma girdi Gazi Paşa.
Bende gün demeyip muhtara anlatınca, o da bana bilet alıverip saldı Angaraya,
giceleyin geldimdi. Yolu neyi de bilemediğimden işte ağşamdan belli böyle
kendimi ordan oraya vurup duruyom bey..
-Senin Gazi Paşa’dan başka bir isteğin var mı? Kadını birden yüzü sertleşti.
-Tövbe de bey, tövbe de! Daha ne isteyebilirim ki… O bizim Vatanımızı gurtardı.
Bizi düşmanın elinden kurtardı. şehitlerimizin mezarlarını onlara çiğnetmedi
daha ne isteyebilirim ondan? Onun sayesinde şimdi istediğimiz gibi yaşıyoruz.
Şunun bunun, gavur dölünün köpeği olmaktan onun sayesinde kurtulmadık mı?
Buralara bir defa yüzünü görmek, ona sağol paşam! Demek için düştüm. Onu
görmeden ölürsem gözlerim açık gidecek. Sen efendi bir adama benziyon,
bana bir yardım ediver de Gazi Paşayı bulacağımm yeri deyiver.
Atatürk’ün gözleri dolu dolu olmuştu, çok duygulandığı her
halinden belliydi.
Bana dönerek,
-Görüyorsun ya Gökçen, işte bu bizim insanımızdır… Benim köylüm,
benim vefalı Türk anamdır bu. Attan indim. Yaşlı kadının elini tuttum
anacığım dedim, sen gökte aradığını yerde buldun, rüyalarını süsleyen,
seni buralara kadar koşturan Gazi Paşa yani Atatürk işte karşında duruyor.
Köylü kadın bu sözleri duyunca şaşkına döndü. Elindeki değneği yere fırlatıp,
Atatürk’ün ellerine sarıldı. Görülecek bir manzaraydı bu.
İkisi de ağlıyordu. İki Türk insanı biri kurtarıcı, biri kurtarılan, ana oğul
gibi sarmaş dolaş ağlıyorlardı. Yaşlı kadın belki on defa öptü atanın ellerini.
Ata da onun ellerini öptü. Sonra heybesinden küçük bir paket çıkarttı. Daha
doğrusu beze sarılmış bir köy peyniri. Bunu Atatürk’e uzattı;
-Tek ineğimim sütünden kendi ellerimle yaptım Gazi Paşa, bunu sana hediye getirdim.
Seversen gene yapıp getiririm. Paşa hemen orada bezi açıp peyniri yedi.
Çok beðendiğini söyledi. Sonra birlikte köşke kadar gittik.
Oradakilere şu emri verdi;
‘Bu anamızı alın burada iki gün konuk edin.
Sonra köyüne götürün. Giderken de kendisine üç inek verin benim armağanım olsun.’

BELKİ BAZILARI DA VATANDAŞLA NASIL KONUŞULACAĞINI DAHA İYİ ANLAR.

Etiketler: atatürk, tayyip erdogan, yönetici, trende, türkiye cumhuriyeti, ankara, çiftçi, adap

İmkânsızı Başarmak

İmkansızı Başarmak!

İmkânsızı başarmak.
Ne kadar anlamlı bir söz. Bunu anlamak için beraber detaylandıralım isterseniz. İmkânsız nedir? Aslında imkânsız sadece düşüncemizin bize oynadığı bir oyundur. Hayata karşı kaybetmemiz adına oynanan büyük ve pürüzsüz bir oyun. Kimileri sevginin imkânsız olduğunu! Kimileri bir umudun gerçekleşmesini! Kimileri aslında olmuş olana duyduğu şaşkınlığı belirtirken kullanır bu sözü…
İmkânsız sadece bir kelimedir. Umudumuzu yitirme imkânımıza eşit olan bir anlamı vardır. Biliyorsunuz ki bir insan ne zaman umudunu yitirirse, işte o anda olabilecek olan herşey bir anda imkânsız olur. İşte bu durum hayatın akışında da güçlüler ile zayıfları ayırt etmeye yarıyor. Ne var ki zayıflar hayata karşı kaybetmeye mahkum kalıyor. Çünkü hayat karşısında umutlarını korumaktan aciz duruma düşüyorlar. Güçlü olanlarsa bunun tam tersi. Hayatı beklemeden istediklerini elde etmek için sürekli savaş veren insanlardır.
Belki bir futbolcu olma kararını resimdeki durumu aldığınızda verebilirsiniz? Hatalarınız, sizi asla yürümek istediğiniz yoldan çevirmemeli. Buna izin verdiğinizde hayata karşı umutlarınızı kurban etmiş olacaksınız. Bu da sizi zayıflar sınıfı hanesine bir + olarak ekleyecektir.
Başarmak için yalnızca çabalamalısınız. Elbette inanarak…
Saygılarımla;
Tayfun ALTAY

Etiketler: imkansizi, basarmak, altay, anlamak, beraber, savas, futbolcu, hayat, kurban, oyun, zaman, basari